in

KPSS’ye Hazırlanırken

KPSS’ye hazırlanırken kullandığım bir dizi psikolojik ve fizyolojik stratejilerden bahsetmek istedim bu hafta. Hepimiz biliyoruz ki; gerek KPSS gerekse YKS olsun ÖSYM’nin hazırlamış olduğu bütün sınavlarda çok çalışmak değil stratejik çalışma önemlidir. Yani, siz ne kadar konu çalışırsanız çalışın, ne kadar çok şey bilirseniz bilin, KPSS’ye hazırlanırken sınavın stratejisini çözmeden sınavda başarılı olma olasılığınız çok düşüktür.

Tabii, ben daha önce hiç bu sınava girmedim. Yani stratejilerimin başarıya götürüp götürmeyeceğini Ağustos ayında yapılacak olan KPSS’de göreceğiz. Stratejilerimi oluşturuken hem geçmişte hazırlandığım YGS – LYS sınavında uyguladığım yöntemlerden, hem de KPSS sürecinde dinlediğim hocalardan öğrendiğim yöntemlerden faydalandım. Özellikle YGS – LYS sürecim bana bu konuda çok büyük bir yol gösterici oldu. Hazırsak, KPSS’ye hazırlanırken kullandığım stratejilere başlıyorum.

Sınav Hayatımın Merkezinde Değil

Aslında tam tersi olmalıydı öyle değil mi? KPSS’ye hazırlanırken sadece sınava odaklanmalıyım, sosyal yaşantım olmamalı, tuşlu telefona geçmeliyim… gibi düşünceleri taa eylül ayında kafamdan sildim attım. Ben de insanım, biz de insanız en nihayetinde. Sosyal yaşantımız muhakkak olmalı. Eskisi kadar aktif bir sosyal hayatım yok tabii ama kendimi tamamen odama kapatmış da değilim. Günlük ders çalışma rutinimi oluşturduktan sonra dizi ya da film izliyorum, yakın arkadaşlarımla buluşuyorum, yazmaya devam ediyorum, okul derslerime akıl veriyorum bu liste uzar da gider…

Okul derslerim bazen çok yoğun olabiliyor mesela. Böyle durumlar için sabah kalkıp soru çözüyorum. Genel Kültür ve Genel Yetenek kısmını en başta hallettiğimden, her sabah bir deneme, Eğitim Bilimlerinden de bitirdiğim konulardan branş denemeleri ve yaprak testler çözüyorum. Bu sayede günüm ne kadar yoğun olursa olsun, en azından soru çözmüş oluyorum ve vicdanen de rahatlıyorum. Siz de KPSS’ye hazırlanırken bu yöntemi kendinize uyarlayabilirsiniz.

Biyolojik Saatimi Tanıyorum

Benim için çok zor bir süreç oldu bu. Gece çalışmak hiç bana göre değil, bunu en başından beri biliyordum. Saat dokuz olduğu anda pilim bitiyor ve derslerden hiçbir şekilde verim alamıyordum. Öyle olduğu gibi, bir de sabah uykusuna da düşkün bir insanım ki off. Ayıkla pirincin taşını şimdi. Öncelikle iki seçenek arasında bir eleme yapmak zorundaydım. Ya sabah erken kalkacaktım ya da geç yatacaktım. Önce kendimi gece etütlerine zorladım. Güzel de çalışıyordum aslında. Fakat sonrasında yatağa geçme saatim on ikiyi buldu, yastığa kafamı koyup hemen uyuma gibi bir alışkanlığım yoktu. Telefonla uğraş, kitap oku, dizi seyret derken saat epeyce geç oluyordu uyuduğumda.

Sabahları uyanma saatim de öğlenleri bulunca anladım ki böyle de olacak değildi. Gece belli bir saati geçirip öyle uyunca sabah kaçta kalkarsam kalkayım uykumdan verim alamadığımı gördüm. Hop Elif, döndür bakayım stratejiyi taa en başa… Bu sefer sabah erken kalkıp soru çözmeye başladım. Öğlene kadar soru çözdüm, sonra kahvaltı edip tekrar masaya oturdum. Akşam yemeğine kadar çalıştım, akşam yemeğimi yedim, sonrasında durumuma göre bir saatlik iki ya da üç etüt yapıp günü bitirdim. Yani saat sekiz buçuk, dokuz gibi masadan kalkıp kendime zaman ayırmaya başladım. Bu süreçte bana en iyi gelen şey bu oldu. Ayrıca sabahtan soru çözümünü hallettiğimde kendimi daha da hafiflemiş hissettim ve konulara sakin kafayla çalışabildim.

Sınavdan Düşük Alma Düşüncesi Beni Endişelendirmiyor

Sınavdan düşük alma gibi bir endişem yok, bu sene benim için bir temel atma yılı oldu. Bu yüzden kendimi ille de bu yıl olacak gibi bir düşünceye sokmuyorum. Önümde uzun bir ömür var, bunun farkındayım. Ayrıca, doğru şekilde çalışırsam her şeyi başaracağıma inancım da tam. “Bu yüzden sınavdan düşük alınca ne yapacağım ben?” diye düşünmek yerine atanınca yerleşeceğim evimi ve dünya tatlısı öğrencilerimi düşünüyorum. Hani bardağın dolu tarafından bakmak lazım diye klişe bir söz vardır ya, aynen önu yapıyorum işte. Negatif olan her şeyi, negatif düşüncelere sahip herkesi kendimden uzaklaştırıyorum. Enerjimi tamamen kendime ve sınava odaklıyorum. Bunun da başarı getireceğine inanıyorum.

Etrafınızda eğer sizi düşünceleriyle aşağı çekmeye çalışan insanlar varsa (Kimin çevresinde yok ki! Bakınız: Tüm atanamayan öğretmenlerle bir arada asgari ücretle çalışan lise mezunu akraba. Sizin çevrenizde de var biliyorum!) onların yanında topuklarınız kalçalarınıza değe değe kaçın. Çünkü onlar enerjisinizi aşağıya çekmekten başka hiçbir işe yaramazlar. Kendinize olan inancınızı hiçbir zaman yitirmeyin, doğru şekilde çalıştığınız müddetçe tüm kapılar size açılacaktır.

Velhasıl kelam

Her şeyden önce akıl sağlınızı koruyabilmeniz en önemli önceliğiniz olsun. Hangi sınav olursa olsun, hiçbir sınavı kazanamamak dünyanın sonu değildir. Sınavı kazanınca da hayatınızda çeşitli problemlerle karşılaşacaksınız. Unutmayın, hayat her zaman sınavlardan ibarettir.

İnstagram

Anasayfa

Pandemi Çocukluğu

Çocuğun Gözüyle Dünya